<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Animder - Antalya İmam Hatip Mezunlar Derneği</title>
	<atom:link href="http://www.animder.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.animder.com</link>
	<description>Antalya İmam Hatip Mezunlar Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2012 19:08:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fotoğraf ve Karakalem Resim Yarışması</title>
		<link>http://www.animder.com/anasayfa/fotograf-ve-karakalem-resim-yarismasi/</link>
		<comments>http://www.animder.com/anasayfa/fotograf-ve-karakalem-resim-yarismasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 18:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1231</guid>
		<description><![CDATA[Plato Meslek Yüksek Okulu ve ÖNDER tarafından ortaklaşa düzenlenen İmam Hatip Liseleri arası Fotorğaf ve Karakalem Resim Yarışmalarımız başlıyor.Şartname ve katılım koşullarını sitemiz üzerinden en kısa zamanda sizlerle paylaşacağız..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.animder.com/wp-content/uploads/yarismaortak.jpg" rel="lightbox[1231]" title="yarismaortak"><img src="http://www.animder.com/wp-content/uploads/yarismaortak.jpg" alt="" title="yarismaortak" width="500" height="200" class="alignnone size-full wp-image-1237" /></a><br />
<strong>Plato Meslek Yüksek Okulu ve ÖNDER tarafından ortaklaşa düzenlenen İmam Hatip Liseleri arası Fotorğaf ve Karakalem Resim Yarışmalarımız başlıyor.Şartname ve katılım koşullarını sitemiz üzerinden en kısa zamanda sizlerle paylaşacağız..</strong></p>
<p><a href="http://www.animder.com/wp-content/uploads/fotorgrafyarismasi1.jpg" rel="lightbox[1231]" title="fotorgrafyarismasi"><img src="http://www.animder.com/wp-content/uploads/fotorgrafyarismasi1.jpg" alt="" title="fotorgrafyarismasi" width="229" height="320" class="alignnone size-full wp-image-1233" /></a></p>
<p><a href="http://www.animder.com/wp-content/uploads/karakalemyarismasi.jpg" rel="lightbox[1231]" title="karakalemyarismasi"><img src="http://www.animder.com/wp-content/uploads/karakalemyarismasi.jpg" alt="" title="karakalemyarismasi" width="702" height="960" class="alignnone size-full wp-image-1240" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/anasayfa/fotograf-ve-karakalem-resim-yarismasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Özcan Güneşdoğdu Kuran Tilaveti</title>
		<link>http://www.animder.com/video/mustafa-ozcan-gunesdogdu-kuran-tilaveti/</link>
		<comments>http://www.animder.com/video/mustafa-ozcan-gunesdogdu-kuran-tilaveti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 23:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/video/mustafa-ozcan-gunesdogdu-kuran-tilaveti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsal Mekanlar</title>
		<link>http://www.animder.com/galeri/kutsal-mekanlar/</link>
		<comments>http://www.animder.com/galeri/kutsal-mekanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 19:54:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Galeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/galeri/kutsal-mekanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Farkındayız ve Çalışıyoruz</title>
		<link>http://www.animder.com/makaleler/farkindayiz-ve-calisiyoruz/</link>
		<comments>http://www.animder.com/makaleler/farkindayiz-ve-calisiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 19:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1099</guid>
		<description><![CDATA[Milletimizin son yüzyıldaki serencamını her yönüyle hisseden ve yaşayan İmam-Hatip camiası olarak gelişen toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir anayasanın ne kadar önem arz ettiğinin ve bunun toplum önünde tarihi bir fırsat olduğunun farkındayız. İlk defa milletin katılımına açık yeni bir toplumsal sözleşme hazırlama fırsatı önümüzde durmaktadır.12 Haziran seçimleri sonrası milletin geniş temsilinin meclise yansıması, milletin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletimizin son yüzyıldaki serencamını her yönüyle hisseden ve yaşayan İmam-Hatip camiası olarak gelişen toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir anayasanın ne kadar önem arz ettiğinin ve bunun toplum önünde tarihi bir fırsat olduğunun farkındayız.<br />
İlk defa milletin katılımına açık yeni bir toplumsal sözleşme hazırlama fırsatı önümüzde durmaktadır.12 Haziran seçimleri sonrası milletin geniş temsilinin meclise yansıması, milletin iktidarına dayalı Anayasa yapım yöntemi izlenmesi hiç şüphesiz çok önemli. Anayasa yapımında partiler arası uzlaşma komisyonu kurulması ve sürecin herkesin katılımına açık olmasını arzu edilen hedefe ulaşmada önemli bir fırsat olarak görmekteyiz.<br />
Milletin bağrından çıkmış, hamiyetle, fedakârlıkla, şefkatle sahiplenilmiş İmam-Hatip Liseleri mezunları ve mensupları olarak bu tarihi süreçte üstlendiğimiz rolün öneminin idrakindeyiz. Bir gönüllü teşekkül olarak hem camiamız adına hem de içinde yaşadığımız toplum adına önemli bir sorumluluğu yerine getirmek amacıyla görüşlerimizi ifade eden “Anayasa Raporu” hazırlamış bulunuyoruz. Amacımız 12 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’nin en temel gündemine ilişkin üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmekti.<br />
Raporumuzda Anayasanın geneline ilişkin önerilerimizi, din ve vicdan özgürlüğü ve eğitim hakkı çerçevesinde görüş ve önerilerimizi, geniş açıklamalarıyla ve uluslararası karşılaştırmalarıyla birlikte sunma imkânı bulduk.<br />
İki yılı aşan bir zaman dilimine yayılan ve titiz bir çalışmanın ürünü olan “Anayasa Raporu” muz TBMM Başkanlığına ve Meclis de bulunan ve bulunmayan bütün siyasi partilere sunulmuş medya ve toplumumuzda önemli derecede yankı bulmuştur. Emeği geçen herkese gönül dolusu teşekkürlerimi sunuyorum. Öncelikle anayasa raporu hazırlık komisyonu başkanı ve üyelerine, yönetim kurulumuza, çalışmaya önemli katkılar sağlayan akademisyenlere, genişletilmiş istişare kurulumuza, Diyarbakır’da düzenlediğimiz 7. İmam-Hatipliler Kurultayımıza ülkemizin dört bir yanından teşrif eden okul müdürü, okul aile birliği başkanı, mezun dernek başkanlarına eleştiri, katkı ve müzakereleri için teşekkür ediyorum.<br />
Her ne kadar bazı basın kuruluşları “Laiklik gitsin, türban gelsin, milletvekilleri Kur’an-ı Kerim’e el bassın” şeklinde bu önemli raporu medya dili ile farklı bir şekilde sunmaya çalışsa da meramımız ilgililere ve milletimize ulaşmıştır ve anlaşılmıştır. Bu önemli gayretin Türkiye’nin yeni anayasa yapma sürecine katkı sağlaması ve önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmalara ışık tutması umudu bizi mutlu etmektedir.<br />
Raporumuzun temel felsefesi ve ilkesel duruşumuzu şöylece özetleyebiliriz;<br />
Yeni Anayasa sağlam bir toplumsal zemine istinat etmeli; anayasanın ruhuna ters, ayrıştırıcı / ötekileştiren / kategorize eden muğlak kavramlardan ve ideolojik yüklerden arınmalıdır. Yeni Anayasa farklı toplum kesimlerini ve inanç guruplarını çoğulcu ve özgürlükçü bir bakışla kuşatmalı. Devlet bütün toplum ve inanç kesimleri karşısında tarafsız olmalı; topluma resmi bir ideoloji ve inanç dayatmamalıdır. Yeni Anayasada değişmez maddelerin olması halkın iktidarına ve demokratik katılıma dayalı anayasa yapımı yönündeki ilkesel duruşla bağdaşık olmadığından metot olarak yer verilmemelidir.<br />
Bu çerçevede anayasada yer aldığı zamanlardan bu yana yanlış ve farklı değerlendirmelerle din karşıtlığı ve düşmanlığı şeklinde anlayış ve uygulamalara zemin oluşturan laiklik prensibi anayasada yer almamalıdır. Nitekim Fransa anayasası dışında hiçbir Avrupa ülkesi anayasasında laiklik kavramı yoktur.<br />
Din ve vicdan özgürlüğü anayasal güvence altında olmalıdır. Din ve devlet ilişkileri açık bir şekilde belirlenmeli; kapsamı kapalı muğlâk kavramlara yaslanmamalıdır. Belirli bir dini öğretiye dayanmayan din kültürü ve ahlak bilgisi, sosyal bir fenomen olarak faklı dini inançları tanıtacak biçimde ilk ve ortaöğretimde zorunlu olmalıdır.<br />
Belirli bir inanca dayalı din eğitimi ise toplumsal talebe uygun olarak örgün eğitim içerisinde her kademede yer verilmelidir. Din ve inanca dayalı kılık ve kıyafet her bakımdan bir hak olarak görülmeli ve bu kıyafetler hayatın her safhasında serbest olmalı.<br />
Türkiye arzu ettiğimiz istikamette ve en kısa zamanda büyük bir uzlaşma içinde ve bütün toplumsal talep, ihtiyaç ve beklentileri karşılayacak şekilde yeni bir toplumsal sözleşmeyi ortaya çıkarabilirse her anlamda daha güçlü hâle gelecektir. Ciddi meselelerle boğuşan İslam coğrafyasına ve dünyaya önemli, hayırlı katkılar sunabilecektir.<br />
İçinde bulunduğumuz zaman dilimi itibariyle, mezunu ve mensubu olmakla iftihar ettiğimiz İmam-Hatip Okullarının kuruluşunun 60. yılını geride bırakıyoruz. Bu önemli zaman zarfında okullarımızın oluşturduğu iklim, birçok sıkıntı ve zorluğa rağmen ülkemizin koparılmak istendiği kendi medeniyet değerleriyle buluşmasına, dolayısıyla normalleşmesine katkı sağlamaya devem etmektedir.<br />
Türkiye’nin başta Anayasa meselesi olmak üzere normalleşme süreci devam edecektir. Önder ve İmam Hatip camiası olarak yirmi yılı aşkın zamandır okullarımız ve mezunlarımız ile ilgili problemleri çözmek, sıkıntıları ortadan kaldırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalara bağlı olarak yıllardır okullarımızın önündeki engeller, sıkıntılar bir bir ortadan kalkmaktadır. YÖK’ün aldığı kararla haksız ve yanlış bir uygulama ortadan kalkmış bulunuyor.28 Şubat sürecinin en tahrip edici uygulaması olan 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasının kademeli hale getiriliyor olması 15 yıl süren yanlışlığı ortadan kaldıracaktır.<br />
Asıl iş ve mesuliyet bundan sonra diye düşünüyorum. Daha nitelikli ve planlı verimli çalışmalar yapmakla mükellefiz. Problemlerin birer birer aşılması ile okullarımıza artan teveccühün bihakkın karşılanabilmesi için yeni okullara, yurtlara ihtiyaç artacaktır. Buraları dolduran çocuklarımızın nitelikli eğitime ve İmam Hatiplilik bilinci ve davranışı kazanabilmeleri için ek gayretlere ihtiyaç olacaktır. Her birimize önemli mesuliyetler düşmektedir.<br />
ÖNDER olarak bu süreçte, camiamızın eğitim ve özellikle İmam-Hatip Liseleri ile ilgili diğer önemli kuruluşları ve ülkemizin her ilindeki mezun dernekleri ile beraber üzerimize düşeni yapmaya gayret edeceğiz. Cenab-ı Hakk yâr ve yardımcımız olsun.<br />
                                                                                                           ÖNDER YÖNETİM KURULU BAŞKANI HÜSEYİN KORKUT</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/makaleler/farkindayiz-ve-calisiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın Yörüngesi</title>
		<link>http://www.animder.com/makaleler/insanin-yorungesi/</link>
		<comments>http://www.animder.com/makaleler/insanin-yorungesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 01:19:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[İnsan düşmüş bir varlıktır. Fakat düştüğü yere dönmek zorundadır. Sonuçta insan bir yola çıkmıştır ve bu yol tamamlanacaktır. Ama önemli olan yolun tamam olurken insanın da yol ile birlikte tamamlanmış olması. Yani yol insanı tamamlıyorsa, kemale ulaştırıyorsa yürünebilir, gidilebilir bir yoldur. Yoksa İsmet Özel’in dediği gibi “Bir insan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan düşmüş bir varlıktır. Fakat düştüğü yere dönmek zorundadır. Sonuçta insan bir yola çıkmıştır ve bu yol tamamlanacaktır. Ama önemli olan yolun tamam olurken insanın da yol ile birlikte tamamlanmış olması. Yani yol insanı tamamlıyorsa, kemale ulaştırıyorsa yürünebilir, gidilebilir bir yoldur. Yoksa İsmet Özel’in dediği gibi “Bir insan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar ise, o insan artık kaybolmuştur.”</p>
<p>Bütün varlık yoldadır ve her varlık için yolun bir sonu vardır. Yaratıcı, her varlık için bir yol tayin etmiştir. Yol, o varlığın yörüngesini oluşturmaktadır. İnsan hariç bütün varlık yörüngesinde güdüsel olarak yol almaktadır. Yani varlık tabii bir itaat halindedir. İnsana gelince, o farklıdır. Onun farklılığı Yaratıcının ona akıl ve irade vermiş olmasından gelmektedir. Fakat sonuçta insan da yola çıkmış ve bu yolu tamamlamak zorundadır. Yani kaderi bir anlamda bütün varlıkla ortaktır: Başladığı yere dönmek, daireyi tamamlamak.</p>
<p>Ancak insanın, yolu kemal halinde tamamlayabilmesi için iradesini Yaratıcının iradesine teslim etmesi gerekir. Yaratıcının yeryüzünde insana yönelik iradesi ise İslam’dır. Aslında İslam evrenin dinidir. Özel olarak insana vahyedilen bu din, evrensel teslimiyete insanın iradi olarak dâhil olması için bir çağrıdır. Şu halde insanın yörüngesi İslam’dır. Aslında Peygamber (sav), insanı yörüngesine yerleştirmeye çalışan bir kılavuzdur.</p>
<p>İnsan, sorumluluk yaşına gelinceye kadar bir anlamda diğer varlıklar gibidir. Yani ontolojik olarak yörüngededir. Ne zaman ki temyiz gücüne erişir o zaman yörüngeden sapma problemi ortaya çıkar. İşte Peygamber bir anlamda insanı yörüngede tutma çabası güden kişidir. Hz. Peygamber (sav) bir hadisi şeriflerinde “Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Daha sonra ana-babası onu ya Hıristiyan ya Yahudi ya da Mecusi… yapar” buyurmuştur. (Buhari, Cenaiz,92;Müslim, Kader,22) Hadiste dikkat edilirse Müslüman yapar ifadesi geçmemektedir. Çünkü fıtrat üzere olmak bir anlamda Müslüman olarak dünyaya gelmek demektir. Yani insan yola çıkarken Allah onu doğru yolun başlangıç noktasına bırakıyor.</p>
<p>Bütün varlık kayıtsız ve şartsız Allah ile barışıktır. Kâinattaki muazzam uyum ve ahenk her an bu barışı terennüm etmektedir. Kâinatın bu uyum ve ahengini (barışını) tehlikeye atabilecek tek varlık ise insandır. “Onlar ki, (fıtratlarına) yerleştikten sonra Allah’a karşı taahhütlerini bozarlar, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparıp ayırır ve yeryüzünü fesada verirler: İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar. (2-Bakara/27) (Allah’ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu) insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma başladı: Bu şekilde (Allah), belki (doğru yola) geri dönerler diye yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır. (Rum/41). İnsan evrensel barışın bir üyesi olarak bu barışa katılmak istiyorsa İslam’a katılmalı ve evrensel barış korosunun şarkısını terennüm etmelidir. Dolayısıyla İslam barıştır. O halde insanın Müslümanlaşması insanın Allah ile “barış anlaşması” imzalamasıdır. Bir anlamda Peygamber de insanın bu evrensel barışa uyumunu sağlamakla görevli bir barış elçisidir.</p>
<p>Evren belirli yasalara göre işlemektedir. “O ki, göklerin ve yerin egemenliği O’na aittir; soy sop edinmemiştir; egemenliğinde herhangi bir ortağı yoktur; çünkü her şeyi yaratan ve her şeyi belli bir yasalar örgüsüne göre düzene koyan O’dur.” (Furkan: 2) Kur’an bu yasalara sünnetullah adını vermektedir. Her varlık fizyolojik veya biyolojik yasalar ölçüsünde hareket etmektedir. “Allah’ın öteden beri câri olan kanunu budur. Ve sen Allah’ın nizamında hiçbir değişiklik bulamazsın” (Fetih, 23) ““Senden önce gönderdiğimiz resûllerin sünneti budur. Sen bizim sünnetimizde asla bir değişiklik bulamazsın” (İsrâ, 77). Onların teslimiyeti bu yasalar iledir. Yani onlar bir anlamda tabii müslümandır. İnsan ise evrensel kader diyebileceğimiz bu yasalara iradesiyle katılarak iradi Müslüman olur.</p>
<p>İnsanın özgürlüğünü de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Balık suda, kartal gökyüzünde, tohum toprakta özgürdür. Balığın özgürlük talebi ile karaya çıkması onun felaketi demektir. Şu halde insanı özgür kılan, mazisi ile atisi arasındaki bağı koparmadan yaratıldığı hal üzere, safiyetini korumuş olarak onu vuslata erdirecek yoldur. Her şey kendi vatanında, evinde özgürdür. İnsanın vatanı(evi) ise İslam’dır.</p>
<p>İslam bir iptir, köprüdür… “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın&#8230;” (Al-İmran:103) İnsanı doğum ile ölüm arasındaki dünya denilen akıntıya kapılmadan sağlıklı bir şekilde öteye taşıyan bir ip ve köprüdür İslam. İnsan her halükarda O’na dönecektir. Yani daire tamamlanacaktır. Asıl mesele yolun nasıl tamamlandığıdır. “Doğrusu ben, kendini Allah’a verenlerdenim”(Fussılet.33) diyerek Şair’in dediği gibi“Uzatma dünya sürgünümü” şuuruyla mı yoksa “ya leyteni küntü turaba” pişmanlığı içinde mi? Yani İslam’da olmak yolda olmaktır. “İhdina’s sırata’l mustakım” bir anlamda bu yolun yolcusu olma azminin duasıdır. Zımnen “Ya Rabbi yola çıktım, yolumu açık eyle” demektir. Hiç şüphesiz bu yolculuk zorludur. Ama yolcu bilir ki her halükarda bu yol bitecektir ve tamamladığında mutlu sona ulaşacaktır. Dolayısıyla bu yolun yolcusu yoldan şikâyet etmez. Ancak yoldan çıkmaktan korkar. Çünkü yoldan çıkmak “gayril ma ‘dubi aleyhim…” hitabında kastedilenlerden olmak anlamına gelmektedir.</p>
<p>“ İslam Elestü bi Rabbikum dinidir”. Misakı-ı azime uymanın adıdır. İslam’a gelmek ahde vefa göstermektir. İslam’a gelmek yola gelmektir, kendine gelmektir. “İslam, insanlığa Allah’a yönelik ve O’na dair bu ilk şahadetini hatırlatmaktan öte bir şey yapmamaktadır. İslama giriş bir hatırlamadır, aslına dönmedir.”(P.Dünyada Kıbleyi Bulmak, T.J.WINTER. Gelenek yay.) Hiç şüphesiz insan kendine yetmez. Hiçbir ideoloji ve İslam dışı inanç insanı kendisiyle ve Allah ile barışık tutamaz. Dolayısıyla gayr-ı islami her şey yörüngeden sapmaktır. Yabancılaşmak ve uzaklaşmaktır.“Kim Allah’a teslimiyetten başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır”. (Al-i İmran:85). İslam insanın organik ve doğal yoludur. İslam dışı her yol inorganik, hormonlu, yapay ve sahtedir.</p>
<p>İslam inanç sistemi tevhit kavramıyla ifade edilir. Tevhit birlik, teklik demektir. Yani Yaratıcının tekliği bağlamında, Yaratıcıya (tabii ve iradi) tek vücut halinde yönelerek aynı kulluk şarkısını söylemektir.</p>
<p>Tarihin her döneminde fıtrattan uzaklaşma olmuştur. Ancak modern zamanlarda uzaklaşma sistematik bir başkaldırıya dönüşmüştür. Bir anlamda modern insan yörüngeden çıkmıştır, yerini terk etmiştir. Evini terk etmiştir. Modern düşünce insanı yoldan çıkarmış, kendinden uzaklaştırmıştır. Hakikatle bağını sağlayan her ne varsa onlara savaş açmıştır. İnsanın kendine yeterli olduğu duygusunu aşılamış ve hayatı tek dünyaya indirgemiştir. Dünyada cennet kurma iddiasıyla yola çıkmış ama gelip dayandığı yer her anlamda hayatın ifsadı olmuştur. Yollar çoğalmıştır ve yolun çokluğu insanın kaybolmasına yol açmıştır. Çokluk dağılmaktır, parçalanmaktır, kendinden kaçmaktır. Herkesleşmektir. Küreselleşme denilen şey de aslında herkesleşmekten başka bir şey değildir. İnsan artık göklere ve ötelere değil et’e ve ot’a bakmaktadır. Oysa bakılan şey ve yer insanı tanımlar.</p>
<p>Peki, biz Müslümanlar nerdeyiz ve neye bakıyoruz? Yolumuz ismimizin anlamı olan teslim olmuşların yolu mudur. Yoksa başka yollara mı öykünüyoruz… Ne dersiniz?<br />
                                                                                                                                         Osman Sıkıcı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/makaleler/insanin-yorungesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüme Çare</title>
		<link>http://www.animder.com/makaleler/olume-care/</link>
		<comments>http://www.animder.com/makaleler/olume-care/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 01:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[Bundan birkaç yıl önce idi&#8230; Mayıs ayının bir cumartesi günü ikindi namazını çarşıdaki Ulu Camide kılmaya niyet ederek yola çıktım. Çukurova’nın yakıcı, kavurucu sıcakları kendini hissettirmeye başlamıştı. Yol boyunca binaların ve ağaçların gölgelerinden ilerleyerek gidiyorum. Yavaş yavaş yürürken eski yılları hafızamda canlandırıyorum. O zamanlar mayıs ayı daha sıcak geçerdi. Hatta yaylalara göç bu ayın sonunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan birkaç yıl önce idi&#8230; Mayıs ayının bir cumartesi günü ikindi namazını çarşıdaki Ulu Camide kılmaya niyet ederek yola çıktım. Çukurova’nın yakıcı, kavurucu sıcakları kendini hissettirmeye başlamıştı. Yol boyunca binaların ve ağaçların gölgelerinden ilerleyerek gidiyorum.<br />
Yavaş yavaş yürürken eski yılları hafızamda canlandırıyorum. O zamanlar mayıs ayı daha sıcak geçerdi. Hatta yaylalara göç bu ayın sonunda başlardı. Şimdi ise ancak haziran sonunda çıkılıyor. İnsanlar da iklimler de değişti diyorlar ya bu sözde gerçek payı var diye düşünüyorum. Nerede eski sıcaklar? Nerede eski dostluklar? Hani o eski komşular? Dedem, büyükannem, mahallenin büyükleri neredeler? Herkesin gideceği yere onlar da birer birer göçüp gittiler…<br />
O günlerin sıcaklarını, dostluklarını, komşuluklarını, insanların birbirlerine samimi saygılarını, derin sevgilerini, güzel anlarını, tatlı hatıralarını unutamıyorum…<br />
Çocukluğumda oturduğumuz mahalleden çarşıya çıkan evlerimize en yakın biri toprak, diğeri iri parke taşı döşenmiş iki yol vardı. Bizlere unutulmaz hatıralar bırakan, üzerinde tatlı hayallerle adımladığımız, gençlik heyecanı ile yürüdüğümüz, hiç farkına varmasak da hayatımızın bir parçası olan yollar… Bizi evden okula, okuldan eve, çarşıya, pazara taşıyan şimdi üzerinde yürüdüğüm bu yollar.<br />
Yıllar geçtikçe yollar da çevre de değişti, eski sadeliğini, şirinliğini kaybetti. Önce üzerine kapkara asfalt döküldü, tozdan topraktan kurtulduk denildi. Sonra, yol boyunca sıralanan birbirine bitişik sıra konaklar, bahçeli kerpiç evler söküldü, şehirleşiyoruz dendi. Bunlarla birlikte avlularda yükselen yeşil ağaçlar da, yollara dökülen serin gölgeleri de, kış ve yaz konakların balkonlarında açan renk renk çiçekler de kendi ellerimizle bir bir hayatımızdan çekilip yok oldular.<br />
Şimdi ise kapkara asfalt döşeli bu yolların her iki yanında, güzel boyalı ama sevimsiz, heybetli ama soğuk, içleri sıcak ama ruhları ve gönülleri ısıtamayan dev gibi beton binalar yükseldi. Ve bu binaların koyu gölgelerinde nice güzelliklerimiz sönüp gitti.<br />
Selamsız sepetsiz gidip gelen birbirlerine yabancı insanlar, tebessümü unutmuş soğuk, donuk tanımadık yüzler, kalabalık ama garip yollar…<br />
Bu düşüncelerle on dakika sonra camiye varıyorum. Saate bakıyorum ezan okunmaya daha vakit var. Caminin kıble tarafında şehitliğin önünde ezanı bekliyorum. Şehitlikte renk renk açmış çiçekleri, giriş kapısına yakın yerde beyaz, pembe, kırmızı çiçekli boy boy yükselen hatmileri seyrediyorum. Hatmilerin hemen yanında yan yatmış vaziyette tahtaları kararmış, belli ki bir hayli eski bir tabut duruyor.<br />
Şehit mezarları, hatmi çiçekleri, tabut, tarihi minare, minarenin yakınında onunla yarışırcasına yükselen yeşil servi ağacı…<br />
Gözlerim bir müddet çevreyi temaşa ettikten sonra tabuta takılıp kalıyorum. Kimler bindi bu tahta ata diye düşünüyorum. Genç- ihtiyar, kadın- erkek,iyi- kötü, güzel- çirkin, zengin- fakir, uzun- kısa, zayıf- şişman, dertli- dertsiz… Bütün bunlar şurda yan yatmış duran tabutun yolcuları.<br />
Bir zamanlar bu tabutun bir canlı konuğu vardı. Şimdi o da yok… Yıllarca, on on beş yıl kadar bu tabutta yatıp kalkan, kimi kimsesi olmayan bir garip. Adına Mevlit derlerdi. Evi barkı, akrabası yoktu. Nereden gelmişti pek kimse bilmezdi. Yarısını altına serdiği diğer yarısıyla da üzerini örttüğü, kirden simsiyah olmuş bir yorganı vardı. Geceleri bununla tabutun içinde yatar, kış günleri tabutun kapağını da üzerine örter uyurdu.<br />
Gündüz cenaze olduğunda cenaze taşıyan bu tabut, geceleri de Mevlid’in meskeniydi. Her gün akşama kadar caminin önünde dilenen, akşamları da burada yatan Mevlid’in sırtı kambur, bir eli ve bir ayağı da çolaktı. Ömründe hiç ayakkabı giymemişti.<br />
Sıska, zayıf bir beden, ince bir boyun, yanlarından zülüfleri sarkan, alnından kıvrım kıvrım perçemi dökülen, yer yer kırçıllaşmış, kestane rengi dalgalı gür saçlara sahip olgun bir baş, iri kahverengi göz, hilal kaş, derin çizgiler oluşmuş ince uzun bir yüz…<br />
Bulunduğu yerde hiç kımıldamadan oturur, sanki bir taş gibi, bir kaya parçası gibi ya da bir ağaç kütüğü gibi hareketsiz, sessiz, soğuk, donuk bir halde akşam ederdi. Ne düşünürdü, ne hissederdi, gönlünden neler geçerdi, onun için yerin altı ile üstünün, hayat ile ölümün bir farkı var mıydı? Kimse bir şey bilemezdi.<br />
Ne bir sıcak yuvası, ne bir can yoldaşı, ne bir dostu olmadı. Onun için gece ile gündüzün, ay ile yıldızın, yaz ile kışın, bayram ile seyranın hiçbir farkı yoktu. Sahipsizdi, sakattı, çaresizdi. Ancak ağzından hiç sigara eksik olmaz, bir tane sigara yedek olarak sağ kulağının üzerinde daima dururdu.<br />
Bazen çocuklar etrafına toplanır ağzından ve burnundan yoğun bir şekilde çıkan dumanı hayretle seyrederdi. O çocuklara hiç kızmaz hatta zaman zaman onları büyükten küçüğe doğru boy sırasına dizer, cebinden bir avuç bozuk para çıkarır, büyük olanlara sarı yirmi beş kuruş, küçük olanlara kırmızı on kuruş olmak üzere dağıtırdı. Hayatında sadece bunu yaparken yüzünün güldüğü görülürdü.<br />
Ne tutunacak bir dal uzattılar, ne sıcak bir oda sundular, ne derdine bir derman oldular, ne de gönlüne bir umut verdiler. Gün geldi Mevlid de göçüp gitti. Yıllarca içinde yattığı bu tabutla onu da götürdüler… Kaderi böyleymiş dediler.<br />
Bu düşünceler içinde ezanı beklerken yıllardır görmediğim bir okul arkadaşım selam verip yanıma geldi. Hal hatır sorduktan sonra onun da gözü tabuta dikildi. ‘Garibanlar bu tabutta gidiyor, zenginler ceviz ağacından yapılmış tabutlarda gidiyor bu nasıl dünya ?’dedi. Ona dönüp dedim ki; ‘Ha ceviz tabut, ha bu eski tahta tabut ne fark eder. İster altın tabutta git, ister gümüş tabutta, amelin iyi değilse ne faydası var’ dedim. ‘Doğru söylüyorsun’ dedi. Biraz düşünceye daldı, sonra bana dönerek ‘Amerikalı bilim adamları ölüme çare arıyorlarmış, inanıyorum ki onlar buna bir çare bulacaklar’ dedi. Bir anda şok olmuştum acaba şaka mı yapıyor diye gözüne baktım, ciddi bir hali vardı. Kendi kendime; ‘namaz kılan, dini eğitim tahsili almış, bilgili, kültürlü bir insan bu gaflete nasıl düşer’ dedim.<br />
Tekrar ona dönerek ‘sen Kur’an-ı Kerim’e inanır mısın? ‘ Dedim. Bu soruma şaşırdı, ‘elbette inanırım ‘dedi. Kuran’ın bir ayetini bile inkâr eden ne olur dedim, “kâfir olur” dedi. Ona “Her nefis ölümü tadacaktır.” ayeti kerimesini okudum. Bu defa o şok oldu. Yıllarca din görevlisi olarak hizmet yapmış adam sanki bu ayeti ilk defa duyuyormuş gibi sarsıldı. “Tövbe ya Rabbi!” dedi.” Ölüm var, ölüm hak, ölüme çare yok” dedi.<br />
Arkadaşıma dönüp ne diyecek diye yüzüne dikkatle bakarak, “ölüme çare var” dedim. Alay ettiğimi zannetti, gözümün içine cevap ararcasına baktı. Ona N.Fazılın aklımda kalan şu mısralarını okudum.”Sorun insanlar sorun, nedir ölüme çare?/ Sorun söylesin size şu yükselen minare.”<br />
Bu anda ikindi ezanı da okunmaya başladı. İşte kardeşim dedim, şu minareden yükselen ezanı dinle, Hakka hakkıyla kul olursan sonsuz âlemde ebediyen var olacaksın, orada ölüm de yok, sıkıntı da yok, yok olma da yok…<br />
Arkadaşım iyice rahatlamıştı, tebessüm ederek koluma girdi, birlikte camiye yöneldik…<br />
Allah’ın huzurunda ihlâsla, huşu ile eda edilen namaz, ölümsüzlük yurduna, sonsuzluk âlemine giden yolda attığımız en sağlam adımlar değil mi?<br />
Bestami Yazgan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/makaleler/olume-care/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salat-ı Tefriciye -Mealli</title>
		<link>http://www.animder.com/video/salat-i-tefriciye-mealli/</link>
		<comments>http://www.animder.com/video/salat-i-tefriciye-mealli/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 00:39:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1075</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/video/salat-i-tefriciye-mealli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lebbeyk Allahumme Lebbeyk</title>
		<link>http://www.animder.com/video/lebbeyk-allahumme-lebbeyk/</link>
		<comments>http://www.animder.com/video/lebbeyk-allahumme-lebbeyk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 00:34:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/video/lebbeyk-allahumme-lebbeyk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İshak Danış &#8211; Kur&#8217;an Ziyafeti</title>
		<link>http://www.animder.com/video/ishak-danis-kuran-ziyafeti/</link>
		<comments>http://www.animder.com/video/ishak-danis-kuran-ziyafeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 00:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1067</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/video/ishak-danis-kuran-ziyafeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an Ziyafeti, Amenerrasulu, Adem Bilir, Mehmet Bilir, Fatih Bilir</title>
		<link>http://www.animder.com/video/kuran-ziyafeti-amenerrasulu-adem-bilir-mehmet-bilir-fatih-bilir/</link>
		<comments>http://www.animder.com/video/kuran-ziyafeti-amenerrasulu-adem-bilir-mehmet-bilir-fatih-bilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 00:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit Gök</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.animder.com/?p=1063</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.animder.com/video/kuran-ziyafeti-amenerrasulu-adem-bilir-mehmet-bilir-fatih-bilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

